Türkeş: “Demokrasi İşportaya Döküldü”

Nisan 4, 2019 Kapalı Yazar: Fehmi ÇALMUK

Vefatının 22’inci yıl dönümünde dualarla anılan siyasetin “Başbuğ” lakablı siyaset adamı  merhum Alparslan Türkeş, siyasete girdiği Cumhuriyetçi Millet Köylü Partisi’nde  en önemli ilkesi

“siyaset ahlaki bir faaliyettir” sözleriydi. 1965 yılında genel bakanlığa seçildiğinde 31 Mart 2019 seçimlerine ilişkin tartışmalara değinircesine “Siyaset işportaya döküldü” demişti.

Gazeteci-yazar Fehmi Çalmuk’un  Cumhur İttifakı’nın  tarihi serüvenini anlattığı “Mücahit Başbuğ” isimli kitapta Türk siyasetinin aksiyon adamı Türkeş ile  Büyük Doğu’nun fikir adamı Necip Fazıl Kısakürek arasında geçen karşılıklı manifestolara dökülen işbirliği ortaya çıktı.Necip Fazıl Kısakürek, Türkeş ve partisi MHP için “Alparslan Türkeş ve partisinin dünya görüşü, ruhî muhtevaya bağlı milliyetçilik olarak metbûluğu (bağlı olunan) ruha ve tabiiliği milliyete veren bir anlayış içinde tek kelimeyle İslâm imanıdır.Alparslan Türkeş ve partisi, milliyetçiliği, içi kevserle dolu bir kâse şeklinde görür; ana kıymeti kâsede değil, kevserde bulur ve o kevserin nûrunu ışıldattığı nispette kâseye değer verir.” demişti.

Çalmuk’un “Mücahit Başbuğ” kitabında yer alan bölüm şu şekilde:

Necip Fazıl Kısakürek, amblem değişikliğinden bir yıl geçmeden kendilerini Bozkurt ile bütünleştiren ülkücülerin saflarına katılacaktı. Necip Fazıl Kısakürek, 1977 seçimlerinin eşiğinde Milliyetçi Hareket Partisi saflarına dâhil olurken şunları söyleyecekti:

“Bugünden itibaren MHP nazarımda bambaşka bir mana ve hüviyet sahibidir. Onu Müslümanlık ve Türklüğün gerçek hakkını vermeye namzet bir topluluk olarak anıyor ve canımın içinden selamlıyorum.”
Necip Fazıl Kısakürek MHP’ye katılmadan önce MHP Lideri Alpaslan Türkeş’in bir manifesto yayınlamasını istemektedir.Türkeş vakit geçmeden manifestoyu “Türk Milletine Beyanname” ismiyle yayınlar. Türkeş; 27 Mayıs 1960 darbesinin gerçekleştiren kadro içinde yeralmasını, beyannamenin birinci maddesinde “Alparslan Türkeş, yatalak bir idareye karşı, fikirsiz bir hareket saydığı 1960 ihtilâline;başta, sırf bir fikir yönü vermek ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin ihtilâli sömürmesine mâni olmak için katılmış, fakat bu gidiş önlenemeyince uzak kalmış. Türk Milleti ve tarihinin ihtilâl kadrosuna biçtiği suçluluk dairesinin dışında kalmayı ve ibrasına nail olmayı şart bilmiştir.” şeklinde açıklar.

Beyannamenin diğer maddeleri ise MHP’nin yeni yol haritasıdır.
2 – Alparslan Türkeş ve partisinin dünya görüşü, ruhî muhtevaya bağlı milliyetçilik olarak metbûluğu (bağlı olunan) ruha ve tabiiliği milliyete veren bir anlayış içinde tek kelimeyle İslâm imanıdır.
3 – Alparslan Türkeş ve partisi, milliyetçiliği, içi kevserle dolu bir kâse şeklinde görür; ana kıymeti kâsede değil, kevserde bulur ve o kevserin nûrunu ışıldattığı nispette kâseye değer verir.
4 – Alparslan Türkeş ve partisi, bugün en keskin bunalımını yaşayan insanlığa yol gösterici istikamet oklarını, Kâinatın Efendisi’nce getirilmiş ruh ve ahlâk ölçüleri olarak ilân eder ve tasarılarını, hasretlerini, her şeyini bu inanç mihrakında toplar.
5 – Dostluk ve düşmanlık kutuplarımızı tâyinde kıstaslarımız şudur ki: Ferd, zümre, sınıf ve makam olarak her kim ve her ne olursa olsun, Hakk’ın düşmanları düşmanımız, Hakk’ın dostları dostumuzdur. Türk Milletinin maruz bulunduğu derin bunalımın tarihî gelişmesi bakımından yöneticilerin Türk Milletinin dert veıstıraplarının sebeplerini teşhis edemediklerini, tedbir ve çarelerde revizyona tabi tutamadıklarını ve taklitçi kaldıklarını görüyoruz.Türk’ün ruh köküne inmeyen ve bağlanmayan her tedbirin temelsiz
kalacağı inancındayız.
1977 seçimlerinin eşiğinde, başta milliyetçi, mukaddesatçı Türk gençliği bulunmak üzere, Alparslan Türkeş ve Partisinin hüviyeti busatırların ifade ettiği derin mânalardan ibarettir.”

Necip Fazıl’ın ruh dünyasının aksiyoner mücadele ruhunun cümlelere döndüğü, kelimelere karıştığı bir metin olan beyannameye karşı cevap gecikmez. Necip Fazıl, beyannameye maddeler halinde cevap verir:

“M.H.P. Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in “Türk Milletine Beyannamesi” ni okudum. Pılı-pırtı odalarının raflarında dizili, kapağı arkasına devrik ve içi boş hatta süprüntü dolu teneke konserve kutuları halindeki partiler arasında, bugünden itibaren MHP, nazarımda bambaşka bir mâna ve hüviyet sahibidir. Onu,Müslümanlık ve Türklüğün gerçek hakkını vermeye namzet birtopluluk olarak anıyor ve canımın içinden selâmlıyorum. Bubeyanname, tâ Cava’daki mü’minle, Amerika’daki zenci Müslümana
kadar bütün İslâm âlemini ihtizaza getirecek ve oluş dâvasını temellendirecek kıymette tarihî bir hâdisedir. İdeal yumağımızın herlifini içinde saklayan bir tohum… İslâm âleminin Türkiye’den beklediği zuhur ve tecellinin tohumu…

Türkeş beyannamesinde dört ana esası, bir binanın dört direği halinde vazetmektedir:

1- 1960 gece baskınının sorumluları arasında değildir.
2- Posa ve kabuk milliyetçiliğinden uzak ve ruhî muhtevâya tâbi mânada milliyetçidir.
3 – Başını dayadığı tek ruhî muhtevâ, yine tek kelimeyle ve bütün ölçüleriyle İSLÂM’dır.
4-Son 150 yıllık taklit devremizin bütün sahtekârlıklarını tezgâhlayacak ve gerçek oluşu billûrlaştıracak bir tarih revizyonuna taliptir.
Ne Mebus, ne Senatör, ne Bakan, ne şu, ne bu !.. Allah’ın bana biçtiği manevî makam ve memuriyeti
bunlardan hiçbiri tercüme edemez. Bu bakımdan en canhıraş ihlâs ve hasbîlik kürsüsünden haykırıyorum: 40 yıllık mücadele ve yepyeni bir gençlik inşası hayatımda, bugün, bu beyannameden, bu beyannamenin sahibine ve partisine taktığı şeref ve mesuliyet pâzubentinden sonra, artık, emin olmaya yakın bir ümid nefesi alabilirim. 150 yıldır her gün biraz daha artıcı bir hasretle kurtarıcısını bekleyen Türk Milletine “beklediğin geliyor!” müjdesini vermenin ilk ümid günü bu tarihî ândır. ‘Emin olmaya yakın ümid ışığının çaktığını gördüğüme ve buışığı nice defa hayâl edip de karanlıklara düştüğüme göre, bundan
böyle yeni inkisarlara tahammülü kalmayan yanık yüreğimi, dâva yolunda en küçük istikamet hatasına razı olmaz bir hassasiyetle bu beyannamenin halkaladığı sıcak avuçlara bırakıyor ve 40 yıllık emeğimin semeresini bu çevrenin aksiyoncu ruhundan bekliyor ve istiyorum!İçi alev alev Müslüman, dışı pırıl pırıl Türk ve içi dışına hâkim, dışı içine köle, yeni Türk neslinin maya çanağı olmak ehliyeti hangi
topluluktaysa ben oradayım. Allah’ın inayeti ve Resûlü’nün ruhaniyeti bu yoldakilerin üzerinde olsun!..”